yine dolmuşum, taşmışım sığamıyorum kabıma
yine huzursuz bir bekleyişin esiri oldum, çırpınmak boşuna
garip diyorlar halime eş dost, izahı yok tavrımın
büyüdün artık çocuk, büydün çok geç ...besleme öfkeni affet diyorum kendime
trenlerin çığlıklarıyla görünmeyen uğurlayıcılarıma el sallıyorum, uzaklaşıyorum gittikçe, büyüdükçe...
tüm anılarımı bir kerede soluyorum, yok! bu sefer bencilliğimden değil, hakiki bir korkudan
unutmaktan korkuyorum, yüreğime söz geçirememekten.
yaşlanırken düşünecek çok şeyin olur ya, kendi kendine geçirdiğin anlar uzar ya..
hafızamın dolambaçlı sokaklarında gezinirken hıdırellezi bekleyen çocukluğumla karşılaştım; sokak ortasında yanan ateşe özlemle ve korkuyla bakan o küçük...
batılla henüz tanışmamış dualarla çaputunu ağaca bağlayan o saf...
bacaklarının titreyişi henüz yüreğinin atışını geçmemiş, hiç aşık olduğunu bilmemiş , dahası hiç umutlarının yıkılışını seyretmemiş bir çocuk .
muzip gülümseyişinde yalnızca basit sualler olan, kafası karışmamış bir DD.
zaman en iyi dostum değildi hiç bir zaman ve ben hiç bu kadar güçlü , bu kadar ulaşılmaz ve bu kadar biçare hissetmemiştim kendimi... gücüm gerçek denen o kaprisli hanımın perdelerini aralamaktan kaynaklı.
kalbim savaş yeri, kabusumu gördüm tekrar, soluğum kesildi, boğazım kurudu.
Hiç bir yere hiç kimseye ait değilim ben , hiçlik sarmış dört yanımı küsmüşüm yeni yaşıma , küsmüşüm masumluğuma çocuk .
Camdan gülümsemem kırılmış, yorulmuş dimağım. düşünmekten istifamı verdim sanırken müebbetmiş mesaim . kimsesisce gönderdiğim mektuplarım; adresleri hiç yazılmayan zarflarda mühürlü, onlar kayıp ben kayıp...
biri çıkıp anlatsın mı şu hikayemi? hani herkesin hayatı, yazsa roman olur ya benim ki de o hesap :)
gidiyorum eski dostlara, sevilenlere, sevenlere haber vermeden. Belki ağlayacağım, acı çektiğim doğru, ümitlerim de bu beden gibi yaşlandı . Yalanlarım kaldı bir tek, cesaretim yok özürlerimi iletmeye .
Kaçmanın cazibesine kapılmış bir mücrimim ben. Af dilemek , hatalarımla yüzleşmek en büyük korkum. Sonsuz endişelerimden arınamayan ben, yüksek sesle savunmaya sığınmışım. esmişim geçmişim, ardımda yıkık dökük viraneler bırakarak. Geçici zaferlerin gölgesinden kurtulmuş ,gözleri birden açılmış iflah olmaz bir yalancıyım ben. Kim bekler kim çeker hala? En çok sevilmemekten korkmuş hırçınlaşmışım.
beklemiyorum yeni yaşımı. Ne kutluyorum ne kaçıyorum, bilakis üstüne dolu dizgin koşuyorum geçmişin günahını çıkararak.
Öyle kocaman sözlerden uzağım şimdi; yeni başlangıçlar dilemek için çok geç ve çok erken, ama kendime yeni bir ben lazım şüpesiz.
Korkudan şarkılar mırıldanan çocuğu büyüttüm bir kış masalından çıkartıp sıcak bir yaz gününün ateşiyle sardım kendimi . Bu yılı zarar görmeden ve zarar vermeden geçirmek dileğiyle...
Bütün kurbanlarım; Akhilleus 'un korktuğu gibi korkuyorum sizden... Hepinizin yanında yürüyorum affetmenizi istemiyorum ve sıranın bana gelmesini bekliyorum...
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder