21 Mayıs 2009 Perşembe


Bu gün çok eğlenceli ve bol bol dinlendiğim bir gün geçirdim, ben ve arkadaşlarım bu günün müthiş havasını değerlendirip kendimizi Fenerbahçe Parkı'nda bulduk. Ders var mıydı? vardı. Biz derse girmek istiyor muyduk? istiyorduk şüphesiz, ama (hep bir ama vardır zaten ) gelin görün ki şartlar izin vermedi.

Efendim; günümü baştan anlatayım büyük bir hevesle, en sevdiğim derslerden birine gitmek için sabahın köründe kalkıp, hazırlanıp durağa gitmiştim, durakta bir boşluk, gariplik seziliyor ama otobüsü kaçırma riskini göze alamayan ben birini bulupta Allah rızası için bir söle bu durakta ne gariplik var diye soramamıştım. Nitekinm on beş dakika bekledikten sonra birisi biriken kalabalığa acıdı da gelip bir açıklama yapma ihtiyacı hissetti. Meğer biz yarım saaattir boşuna bekliyormuşuz ( yarım saat bekleyenlerde varmış ben halime şükrettim ) duraklar öbür tarafa taşınmış. yalnız şunu belirtmek isterim bütün otobüsler değil hala oradan kalkan otobüsler olduğu için bu ihtimali anlayabilir ama konduramayabilirsiniz. Neyse bizi yarım saattir ses etmeden izleyen görevli amcamız zannediyorum on kez git gel derdinden kurtulmak için bizi birazcık bekletti, bu vesileyle otobüsümüzü kaçırmamızın bana göre ikinci sorumlusudur kendisi. [Birincisi biziz çünkü gidip sormama mallığı yapmışız] Biz İstanbul' lulara sabah sabah ilaç gibi gelen duyuruyu yapan amacamız son bir tavsiye vererek bizi yeni duraklara uğurladı. " sahil yolundan gidin, sahil yolundannnnn daha kısa gidersiniz!... " diye bağırdı arkamızdan sağolsun.

Bizde koştur koştur yeni durağımıza ulaştık otobüs aramaya başladık dört bir yandan. Soruyoruz bilen yok sarı levhada yazıyor diye güzide tavsiyelerinden birini savuruyor bu sefer görevli abimiz. Sarı revhalarda benim durağa giriş yaptığım yerin sonunda ona ulaşmak için 20 otobüs aşmam gerektiği gerçeğiyle burun buruna geldiğim için bir bilene danışmaya karar vermiştim onunda altını çizeyim. Ama kendi işini kendin halledeceksin değilmi bir kez daha anlamış bulunuyorum. dersimi aldım

Efendim uzun uğraşlar sonucu otobüsü buldum ve kendi saatimdeki otobüsü kaçırdığımı şiddetle farkettim. Ama hayatımda karşılaşabileceğim en kafa şoför amcayla tanıştığımı o anda farkettim.Ben yakınmanın faydasız olduğunu , artık olanın olduğunu, kaybedilen zamanın geri gelmeyeceğini, şimdi bağırıp çağırmanın anlamsız olduğunu düşünerek, kendimi sakinleştirmeye çalışırken arkamdaki teyzelerim çoktan coşmuştu bile :) şoför amca da geri kalmıyordu hani vatandaşa eziyet haklısınız valla şeklinde.... Bu garip kalabalığın enterasan konuşmaları bana derdimi unutturmuş hafiften eğlenmeye bile başlamıştım aslında. derken bir tane çocukta katıldı bu garip güruha ve ilk sözü " abi bu nedir gel git gel git". bu zavallı delikanlıyada bilgisiz görevliler duraklar arası mekik dokutmuşlar. bizim otobüsümüzde yolcu şoför dayanışması sürerken dışarda iş çığırından çıkmış hanımteyzeler görevlilerin yakasına yapışacak raddeye gelmişlerdi. Bizde artık gitme vaktidir deyip yola koyulduk ve inanamadım sayın seyirciler. Şoför Amca uçuyor. Düşüncelerim sorulduğunda dersime geç kaldığımı, önemli bir ders olduğunu, şimdi ne yapacağımı bilmediğimi bütün ciciliğimle ifade ettiğim için, benim halime acıyan amcam bizi gideceğimiz yere vaktinde ulaştırmayı bir görev bildi ve başardı tebrik ederim işte sorumluluk sahibi bir İETT Şoförü Profili ....

Derse yetişmeme rağmen (5 dakika gecikmeli olarak da olsa müthiş başarı ) derste olamayışımın sebebi ise okulumuzdaki güzide hocalarımızdan birinin dersi olmasıydı. Efendim Hocamız sağolsun giriş vaktini kendi giriş saati olarak belirliyor hakkıdırda bende hocadan sonra girilmesini gerçekten onaylamıyorum ama bu Hoca hiç bir şekilde bahane kabul etmiyor. Bahane söz konusu olmasa dahi. Şimdi soruyorum benim durumun bir bahane mi ?Değil . Ama Hocamızın beni dersten kovma ihtimalini ( o kovulma şeklini sınıftakiler bilir) göze alamayan ben bunun teşebbüsünde bile bulunamayarak dersteki arkadaşlarımın çıkmasını bekledim . Sonrada arkadaşa doğum günü hediyesi almaya kadıköye gelen beş arkadaş olaraktan fenerbahçe parkına gitme konusunda birbirimizin aklını çeldik. :)))

Tek kelimeyle dinlendim diyebilirim.Işık saçlarıma vurur, ben denizin şarkısını dinlerim, güneş iliğimi kemiğimi tam anlamıyla ısıtır, bir de buna klasik arkadaş geyiği eklenirse, uzanmışsan, karnında toksa değme keyfine insanın. Böyle zamnlarda kurulur bağlar, dostluklar böyle keyifli zamanlarda sıkılaşırki kötü gün geldiğinde sağlam dursun, kopup gitmesin. birbirimiz hakkıında öğrendiğimiz ufak şeyler, aslında parçaları birleştiren küçük ama önemli ayrıntılardır.Bu gün; onlardan birine daha sahip olduk galiba.... dediğim gibi çok keyifliydi , ayrılmak zordu, en kısa sürede tekrarlamaya sözleşerek biraz buruk ama aşırı huzurlu ayrıldık Fenerbahçe'den.

Son söz: GİDİN, GÖRÜN, EĞLENİN, tecrübeyle sınanmıştır, tavsiye edilir.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder