
MARMARA ÇEKO
Bu cuma bizim kulübün düzenlediği bir organizasyona daha katıldım. Oturum başkanlığını en sevdiğim Hocalarımdan biri olan Yardımcı Doç. Dr. Berna Güler Müftüoğlu'nun yaptığı Fuat Ecan Hocamın, Birleşik Metal -İş den İrfan Kaygısız'ın, ve Hayri Kozanoğlu'nun konuk olduğu bu organizasyon çok keyifliydi doğrusu.
Aslında katılımın mükemmel olduğunu söyleyemem. Her zamanki gibi ilgisiz gençlikten şikayet etmek yerine bu kez farklı bir strateji geliştirmiş bulunuyorum. İşletme mantığından uzak arkadaşlarım bence bu oturumun pazarlamasını tam anlamıyla yerine getirememişler. Bu yalnızca mail atmakla, mesaj yollamakla olacak bir iş değil tabi. Sonuçta işin ucunda sertifika yoktu.Dolayısıyla ekstra bir ilgisizliğe sahip bir kalabalığı sahaya çekmek istiyorsak, farklı yöntemlerin denenme vakti gelmiş demektir. Bunlar nacizane benim ufak tespitlerim elbette....
Herneyse, katılımın az olması sebebiylede aslında sohbet havasında geçti konuşmalar, Mikrofon yoktu. "Ne yapalım fakirik" demek mahçubiyetimizi gizleyemese de gerçekten konuklarımız seslerini duyurmakta zorlanmadılar. Konuşmalar sonunda soru cevap faslına geçtiğimizde ben ipleri aldım elime tabiki. Kaçar mı? bulmuşum böyle konuşmacıları sormazsam rahat edemem. Tabi evdeki hesap çarşıya uymadı ben soru için söz hakkı alınca başladımı elim ayağım titremeye :)))) oysaki kafamda ne güzel de kurmuştum; cümleler yerinde, kelimeler özenle şeçilmiş, neredeeeeeeeeeeeeee bütün söyleyeceklerimi unutmuş telaşla doğaçlamaya gitmiştim umarım sonuç falaket değildir. Konferans sonrasında arkadaşlarım yatıştırmaya çalıştı ama çoktan pişmanlık bayrağını sallamaya başlamıştım. "Yaaaaa nasıl öle rezil oldum ya " şeklindeki yakınmalarım gün boyunca oda arkadaşlarımı delirtmeye yetti. efendim elimde değil alakasız bir konuşmanın ortasında bile aklıma gelmekte, soğuk terler boşaltmamı sağlamaktaydı. Elimi yüzümü kapatmak suretiyle, kendimi yataklara ataraktan bir yakınmadır gidiyordu bende. Halim oldukça acıklı bir okadar da komikti doğrusu. Biliyorum çünkü beni gören dostların suratındaki o garip gülümseme gün boyunca yok olmadı. Gelelim neden bu kadar heyecen yaptığıma: ben deniz bakanların karşısında bile heyecanlanmamış, yutkunmamış, ağlarmış gibi sesler çıkarmamayı becerebilmiş biri olarak bütün bunları bu oturumda müthiş bir performansla nasıl sergilediğimi kendime de sordum. :D cevabı da buldum sonunda.
tek tesellim " en azından soru sordum "cümlesi oldu. Çünkü özellikle bizim düzenlemiş olduğumuz etkinliklerde soru sorulmayınca uyuz oluyorum. bu organizasyona geldiysen biraz ilgili olman gerekir soruların olduğu için dinlemek için zamanını veriyorsundur. Aksi halde dinlemek bir işkence olur , ilgin olmuyorsa gelmezsin, bu son derece basit bir tüme varımdır değil mi ? fırsat elinde işte neden kafandakileri çözmüyorsun değil mi?
işte böyle bir gündü herkez unuttu ama ben unutamadım :)))
Ama buna rağmen kesinlikle çok verimli ve keyifli olduğuna inanıyorum. İşte öyle bir gündü.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder